374958

Vatan Olan Gurbet

374958

Kökleri daha eskilere uzansa da, Almanya’ya Türk işçi göçü, resmen 1961’de yapılan iş gücü alım antlaşmasıyla başlamıştı. Aradan geçen yarım yüzyılda, Almanların “konuk işçi”lerinden bir bölümü geri dönerken, büyük bölümü Almanya’da kaldı. Kimileri iş kurdu, kimileri akademisyen, kimileri sanatçı oldu, uluslararası platformlarda Almanya’yı temsil eder hale geldi.

Vatan Olan Gurbet bu elli yıllık sürece, Almanya’da yedi ay süren ve iki yüze yakın Türkiyeli’yle yapılan görüşmeler üzerinden pencereler açan bir çalışma. 82 milyonluk Almanya nüfusunun 2,7 milyonunu oluşturan Türkiyelilere dair bir tabloyu tek bir kitapta eksiksiz olarak çizmek hiç kuşkusuz mümkün değil. Bu çalışma, yarım yüzyıldır bu ülkeyi gurbetten vatana dönüştürenlerin doğrudan tanıklıklarına odaklanarak, bu alandaki bilgi birikimine farklı bir katkıda bulunmayı amaçlıyor.

iltica_ve_goc_olaylari_icin_7_ilde_kabul_ve_barinma_merkezi_kurulacak_1321172456

Göçler Çağı – Modern Dünyada Uluslar Arası Göç Hareketleri

1

Günümüzde uluslararası nüfus hareketleri ikili ve bölgesel ilişkileri, güvenliği, ulusal kimliği ve egemenliği etkileyerek dünya genelinde ülkeleri ve toplumları yeniden biçimlendiriyor. Artık uluslararası göç olgusu küreselleşme sürecinde kilit bir öneme sahip olup uluslararası politik düzenin dönüşümünü etkiliyor. Stephen Castles ve Mark J. Miller’in Göçler Çağı, Modern Dünyada Uluslararası Göç Hareketleri adlı bu çalışması, dünya genelinde göç akımları ve bunların toplumsal etkileri üzerine güncel bilgiyle teorik bilgiyi birleştirmek amacıyla tasarlanmış bir kitap.İlk baskısı 1993 yılında yapılmış olan kitap, bu baskıda yazarlar tarafından güncelleştirilerek geliştirilmiş, göç olgusunun ulusal güvenlik ve egemenlik kavramları üzerindeki artan önemi de çalışmaya dahil edilmiştir. Siyasetçiler, akademisyenler ve gazeteciler tarafından bir başvuru kaynağı olarak kullanılan Göçler Çağı, Modern Dünyada Uluslararası Göç Hareketleri Soğuk Savaş sonrası dönemde dünya üzerinde gittikçe artan her türlü göç hareketini incelemekte, göçmen topluluklarını yasal statü, sosyal politika, etnik toplulukların oluşumu, ırkçılık, vatandaşlık ve ulusal kimlik çerçevesinde değerlendirmektedir.
”Göçler Çağı adlı yapıtta Stephen Castles ve Mark J. Miller göç sürecini küresel bir çerçevede ele almakta, yeni ve eski göç alan/veren ülkelerin siyasalarını eleştirel bir gözle irdelemektedir. Yazarlar, günümüz ve geleceğin yeni eğilimlerini nüfus bilimi, uluslararası çatışmalar, güvenlik ve ulusal çıkarlar gibi ölçütlerle değerlendirirken, aynı zamanda sorunu çokkültürlülük, kimlik, vatandaşlık hakları açısından felsefî bir bakışla tartışmaktadırlar. Castles ve Miller’in yapıtı küreselleşmenin en fazla göze çarpan sonuçlarından biri sayılan uluslararası göç olayına en yetkin gözlerle bakmakta, en yeni bilgileri içermektedir.” (Prof. Dr. Nermin Abadan Unat )

ef80bb85-045c-4528-acb1-ee54a103ba75

Kentler ve Göç

250c1609-a211-4ca8-ad42-656a7b87b965-1

Verimli Akdeniz Havzası, tarih boyunca çeşitli uluslararası göç hareketlerine sahne olmuştur.
Düzenli (yasal) göç olgusunun yanı sıra, özellikle düzensiz (yasadışı) göç hareketleri bugün Avrupa Birliği ülkelerinde de çeşitli tartışmalara neden olmaktadır. Göç veren ülkelerden, hızla göç alan ülke konumuna geçen güney AB ülkeleri İspanya ve İtalya ile aday AB ülkesi Türkiye’nin yaşadığı bu süreç, göçle ilgili politikaların karşılaştırılması ve bu politikalar kapsamında uygulanan iyi örneklerin incelenmesi açısından önemlidir.

Ahmet İçduygu editörlüğünde hazırlanan ‘Kentler ve Göç’ kitabı, bilhassa İspanya, İtalya ve Türkiye üçlüsünden hareketle göç olgusunu irdeliyor. AB’ye girmeden önce göç veren bir ülke iken artık göçmenler diyarı olan İspanya’yı, aynı şekilde göç vermekten almaya evrilen İtalya’yı ve Türkiye’ye göçün değişen yörüngesini; “göç” konusunda uzman bilim insanları, tüm detaylarıyla ve örneklerle inceliyorlar. İstanbul, Sevilla, Bolonya, Treviso gibi örnek vaka analizleriyle zenginleşen kitap sadece “göç” konusunda çalışan kişilerin değil, bugünün dünyasında yaşananları ve yarın olacakları daha iyi anlayabilmek isteyen herkesin ilgisini çekecek nitelikte.

27

Gelecekteki Halep

Suriyenin en büyük kenti Halep. Savaştan önce neredeyse 4 milyon insanın yaşadığı kent. Kentteki insanların neredeyse yarısı savaşta hayatını kaybetti yada mülteci olarak başka ülkelere göç ettiler.

Kısa film 13 yaşındaki Muhammed’in daha iyi bir gelecek için küçük yüreğinde taşıdığı kocaman umutlarını ele alıyor. Küçük yaşlarından beri sahip olduğu yeteneğini savaşa ve tüm zorluklara rağmen kısıtlı imkanlarıyla sürdüren Muhammed, savaşın tüm umutsuzluklarına rağmen birgün biteceğini ve gelecekteki Halep kentini inşa edebilmek için mimar olma hayallerini kuruyor.

7

Ellis Island

Film, günümüzün en can alıcı meselesi olan göçmenliği ve göçü, ABD’nin bu anlamda sembolü olan Ellis Island üzerinden ele alıyor.

Kısa film, oyuncu Robert De Niro’yu, yeni bir hayat peşinde bir mülteci olarak, bir zamanlar mültecilerin uğrak yeri olan Ellis Adasında, sanatçı JR’ın kendi enstalasyonlarıyla seyirciye sunuyor.20.yy’ın başlarında, ABD’ye mülteci akını olduğu dönemde, mülteciler için umut, Ellis Adası’nda başlıyordu. Adaya ulaşanların bir kısmı umutlarını yeşertip kabul ediliyor, bir kısmı ise hastalık vb. sebeplerle reddedilip hastahanelere yerleştiriliyorlardı. 40 dakikalık filmdeki kısa hikaye, binlerce göçmenin yeni bir hayata başlamak için çıktıkları yoldan, harabeye dönen Ellis Adası Göçmen Hastahanesinde sonlanma hikayesini ele alıyor. 1902’deki açılışı itibariyle, 1.2 milyon insanı tedavi ettiği tahmin edilen bu binanın pencelerinden Özgürlük Heykeli’nin görüldüğü söylenir.De Niro filmde, aynı hayallerle yola çıkan ve yolu Ellis Adasına düşen bir mülteciyi canlandırıyor.

 

 

78

Uzun Yol Meçhul Ülke

Yola çıkma sebepleri farklı olsa da ulaşmak istedikleri yer aynı:Avrupa!

Barış, ekmek ve hürriyet yolunda kesişme noktaları Türkiye birçoğunun.. İnsan tacirlerine büyük paralar ödeyerek Ege kıyılarından Yunan adalarına çoluk çocuk, genç yaşlı demeden ölümüne bir deniz yolculuğu yapıyorlar. 20 günden 40 güne kadar süren Türkiye’den Avrupa’ya yapılan bu çileli yolculuğun 10 gününe  Zaman gazetesi tanıklık ediyor.

zorunlu-goc-anlatilari_1081__335x480_1

Malan Barkırın: Zorunlu Göç Anlatıları

zorunlu-goc-anlatilari_1081__335x480_1

Malan barkırın (evlerini yüklediler) iki kelimenin ardındaki koskoca acılar, yükler, yaşanmışlıklar… Doğunun kuytu köşelerinden farklı yerlere açılan zorunlu hayatların hikayeleri. Kitabın ev sahipleri evlerini, yaşamlarını, anılarını, hangi zorluk, şiddet, acı içerisinde terk etmek zorunda bırakıldıklarını anlatıyor. Mezopotamya’nın kalbi kırık binbir çeşit renkteki insanının acılarla, sıkıntılarla dolu zorunlu göç hikayeleri derinlemesine bir analiz incelemesi ile okura sunulmuş. 90’lı yılların çetrefilli dönemlerinde zorunlu göç yaşayan, göç mağdurlarıyla yapılan röportajlarla süreç öncesi ve sonrasında yaşanan hayatları gözler önüne seriyor. Politik sosyal ölçüde hala ehemmiyetini taşıyan kürt sorununu, devam etmekte olan inkar ve güvenlikçi zihniyete dayanan çözümlerin sorunları nasıl daha da kemikleştirdiğini gözler önüne seriyor.

kaplumbaga

Kaplumbağalar da Uçar

Kaplumbağalar da Uçar

ABD işgalinden sonra Irak-Türkiye sınırındaki Kürt Mülteci kampında mayın toplayarak hayatlarını sürdürmeye çalışan çocukları anlatan film;sığınmacı mülteci çocukların yaşanmışlıklarını,masumiyetlerini,yıkımlarını belge niteliğiyle ele alıyor.Çocukların içinizi acıtacak hüznü,korkuları,hayat mücadeleleri hayata baktığımız pencereleri değiştirecek ders niteliğinde …

Filmin ismine ilham veren öyküye gore; göl kenarında yaşayan bir kaplumbağa sürekli çevresindeki kuşları izler onlara imrenirmiş. Zamanla bu kuşlarla arkadaş olmuş ve onlarla hislerini paylaşmış. Küçük kaplumbağa gölün diğer tarafına gitmek istiyormuş; ama kendi gidecek olsa bir ömür sürermiş bu gezi. “Keşke sizin gibi uçabilseydim” demiş kaplumbağa. Kuşlarsa bu dileğini yerine getirmek istemişler. “Uçabilirsin” demişler kaplumbağaya. “Kaplumbağalar da uçar.” Bir dal almış iki kuş. İki yandan tutacaklar ve kaplumbağayı karşıya geçireceklermiş. “Tek yapman gereken dalı sıkıca ısırmak demişler.” Isırmış kaplumbağa. Yükselmiş yükselmişler. Uçmuş uçmuşlar. Kaplumbağa korkmuş yükseklerden. Heyecanla bağıracağı an çenesi açılmış. Suya düşmüş kaplumbağa. ait olduğu yere. Kendi yavaş, imkansız hayatına. Anlamış yüksekler için yaratılmadığını, asla kuşlar gibi olamayacağını…

18354-ahmetkayaer-yoksulluk-ve-nese-7999-950px

Göç ve Yoksulluk Kıskacında Yıkılan Bir Kent: Van

Mim Sertaç TÜMTAŞ*
Cem ERGUN**

ÖZET

Geçmişte salt iki mekân arasında yer değişim süreci olarak algılanan göç olgusu, bugün ekonomik ve toplumsal yapı üzerindeki etkileri noktasında çok daha derin ele alınmakta ve tartışılmaktadır. Bu tartışmaların başında ise göçün kente etkisi ve göçmenlerin yeni yerleşim yerlerine sosyo-ekonomik uyumu gibi sorunlar yer almaktadır. Göçmenlerin geldikleri yeni yerleşim yerlerine uyumlarında en önemli etmen ise göç gerekçeleri noktasında belirmektedir. Göç olgusu, kimi zaman, zorunlu göçlerde olduğu gibi, yoksulluğa neden olan bir görüntü sergilerken, kimi zaman da yoksulluk, isteğe bağlı göçlerde olduğu gibi, göçe neden olan bir olgu olarak karşımıza çıkabilmektedir.

Bu bağlamda bu çalışmada hem zorunlu göçün hem de isteğe bağlı göçün yarattığı yoksulluğun etkilerinin en fazla hissedildiği kentlerden biri olan Van’da, göç ve yoksulluğa ilişkin tartışmalar yapılacak ve buna ek olarak 23 Ekim 2011 tarihinde kentte yaşanan depremin etkilerine de değinilecektir. Tartışma 2014 yılı Ocak ayında Van kent merkezindeki 3560 hanede yapılan araştırma kapsamında elde edilen bulgular üzerinden yapılacaktır.

İlgili makalenin tamamını indirmek için tıklayın : GÖÇ ve YOKSULLUK KISKACINDA YIKILAN BİR KENT VAN